
Açıklamada, astımın akciğer içindeki hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen, hava yolu daralmasıyla seyreden kronik bir hastalık olduğu belirtildi. Tekrarlayan nefes darlığı, hırıltı, göğüste baskı hissi ve öksürüğün en sık görülen belirtiler arasında yer aldığı ifade edildi. Doğru tanı için hastanın şikâyetlerinin detaylı şekilde sorgulanmasının yanı sıra solunum fonksiyon testleriyle hava yolu daralmasının gösterilmesinin büyük önem taşıdığı kaydedildi.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada yaklaşık 350 milyon astım hastası bulunduğu, her yıl 400 binden fazla kişinin astıma bağlı nedenlerle hayatını kaybettiği bildirildi. Türkiye’de ise her 10 çocuktan birinin astım hastası olduğu, 2024 yılında 1.300’den fazla ölümün astım nedeniyle gerçekleştiğinin bilindiği aktarıldı.
Bu yılın Dünya Astım Günü teması “Astım kontrolü, kortizonlu nefes açıcılarla mümkün” olarak belirlenirken, tedavinin temel amacının hastalık belirtilerini kontrol altına almak, atakları önlemek ve hastaların günlük yaşamlarını kısıtlanmadan sürdürebilmelerini sağlamak olduğu vurgulandı.
Açıklamada, yalnızca nefes açıcı ilaçların kullanılmasının yeterli olmadığına dikkat çekilerek, kortizon içeren inhaler ilaçların düzenli ve doğru teknikle kullanımının önemine değinildi. Özellikle 12 yaş ve üzerindeki hastalarda kortizon içermeyen nefes açıcıların tek başına kullanılmasının önerilmediği, bu ilaçların sadece geçici rahatlama sağladığı ancak hastalığın temelindeki iltihabı tedavi etmediği ifade edildi. İnhaler ilaçların kullanımından sonra ağız ve boğazın su ile çalkalanmasının da önemli olduğu belirtildi.
Astım kontrolünün; gündüz ve gece şikâyetlerinin olmaması, kurtarıcı ilaç ihtiyacının azalması ve günlük aktivitelerin rahatlıkla yapılabilmesi anlamına geldiği aktarılan açıklamada, kontrolü bozan başlıca nedenler arasında ilaçların düzensiz kullanımı, yanlış inhaler tekniği, solunum yolu enfeksiyonları, alerjenler, sigara dumanı ve kimyasal maruziyetlerin yer aldığı ifade edildi.
Sigara dumanından uzak durulması, düzenli egzersiz yapılması, sağlıklı beslenme, fazla kilo varsa verilmesi ve temiz hava ortamının sağlanmasının astım kontrolünü destekleyen önemli adımlar olduğu vurgulandı.
Ayrıca astım yönetiminde eğitimin en az ilaç tedavisi kadar önemli olduğuna dikkat çekilerek, hastaların hastalık belirtilerini tanıması, atak durumunda ne yapacağını bilmesi ve kullandıkları ilaçların etkilerini doğru şekilde öğrenmesinin hayati önem taşıdığı belirtildi.
Yetkililer, toplumda astım farkındalığının artırılması ve hastaların yaşam kalitesinin yükseltilmesi için bilinçlendirme çalışmalarının devam edeceğini ifade etti.