Son aylarda vatandaşın en büyük derdi artık yalnızca geçim değil; geçinememek. Elektrik ve doğalgaz faturaları, hane bütçelerinin belini bükmüş durumda. Üstelik bu yük, açık, şeffaf ve zamanında bilgilendirme yapılmadan vatandaşın omuzlarına bindirildi.
Elektrikte ve doğalgazda hizmet aldığımız firmalar var ancak sorun yalnızca firmalarla sınırlı değil; alınan kararların zamanlaması ve uygulanış biçimi, asıl tartışılması gereken konu.
Elektrik tüketiminde, belirli bir kullanım miktarının üzerinde olan abonelerin “yüksek fiyatlı tarife” grubuna alındığı karar, yılın 11. ayında yürürlüğe konuldu. Buraya kadar tartışılabilir. Ancak asıl sorun şu: Bu karar alınırken, yılın önceki 11 ayında yapılan tüketimler de bu kapsama dahil edildi. Yani vatandaş, henüz böyle bir uygulama yokken yaptığı tüketimden sorumlu tutularak,sonradan çıkarılan bir kararla bir sonraki yıl daha pahalı bedel ödemek zorunda bırakıldı. Üstelik önceden hiçbir bilgilendirme yapılmadan.
Bu, sadece ekonomik değil; aynı zamanda hukuki ve vicdani bir sorundur.
Doğalgazda ise farklı bir tablo çiziliyor. Faturalarda “devlet desteği” adı altında bazı kalemler yer alıyor. Ancak bu destek, vatandaşın cebinden çıkan parayı hafifletmiyor. Aksine, “Devlet ödüyor” algısıyla durum normalleştirilmeye çalışılıyor. Oysa gerçek hayat rakamlarla konuşur.
Üç kişilik bir ailenin yalnızca bir aylık faturalarına bakalım:
• Elektrik faturası: 1.475 TL
• Doğalgaz faturası: 3.060 TL
Toplamda 4.500 TL’ye yakın bir enerji giderinden söz ediyoruz. Bu rakam, asgari ücretle ya da sabit gelirle geçinen bir aile için artık bir “fatura” değil, bir krize dönüşmüş durumda. Kira, gıda, eğitim, ulaşım derken bu yükün altından kalkmak neredeyse imkânsız.
Sorun yalnızca yüksek bedeller de değil. Sorun; habersiz kararlar, geriye dönük uygulamalar ve şeffaf olmayan bilgilendirmeler. Vatandaş, neyi neden ödediğini bilmek istiyor. Ne zaman, hangi şartlarda, hangi tarifeye geçtiğini önceden öğrenmek istiyor. En doğal hakkı bu.
Enerji, lüks değildir. Elektrik de doğalgaz da temel ihtiyaçtır. Temel ihtiyaçlar üzerinden bu denli ağır bir yük oluşturmak, toplumda sessiz ama derin bir huzursuzluk yaratır.
Bugün faturalara itiraz edenler, yarın sadece faturalara değil; bu düzenin kendisine itiraz etmeye başlar. Yetkililerin artık rakamlarla değil, insanların gerçek hayatlarıyla yüzleşmesi gerekiyor.
Çünkü bu faturalar sadece sayaçları değil, umutları da yakıyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ethem Mansur
''Faturalar Kabarıyor, Sessizlik Derinleşiyor''
Son aylarda vatandaşın en büyük derdi artık yalnızca geçim değil; geçinememek. Elektrik ve doğalgaz faturaları, hane bütçelerinin belini bükmüş durumda. Üstelik bu yük, açık, şeffaf ve zamanında bilgilendirme yapılmadan vatandaşın omuzlarına bindirildi.
Elektrikte ve doğalgazda hizmet aldığımız firmalar var ancak sorun yalnızca firmalarla sınırlı değil; alınan kararların zamanlaması ve uygulanış biçimi, asıl tartışılması gereken konu.
Elektrik tüketiminde, belirli bir kullanım miktarının üzerinde olan abonelerin “yüksek fiyatlı tarife” grubuna alındığı karar, yılın 11. ayında yürürlüğe konuldu. Buraya kadar tartışılabilir. Ancak asıl sorun şu: Bu karar alınırken, yılın önceki 11 ayında yapılan tüketimler de bu kapsama dahil edildi. Yani vatandaş, henüz böyle bir uygulama yokken yaptığı tüketimden sorumlu tutularak,sonradan çıkarılan bir kararla bir sonraki yıl daha pahalı bedel ödemek zorunda bırakıldı. Üstelik önceden hiçbir bilgilendirme yapılmadan.
Bu, sadece ekonomik değil; aynı zamanda hukuki ve vicdani bir sorundur.
Doğalgazda ise farklı bir tablo çiziliyor. Faturalarda “devlet desteği” adı altında bazı kalemler yer alıyor. Ancak bu destek, vatandaşın cebinden çıkan parayı hafifletmiyor. Aksine, “Devlet ödüyor” algısıyla durum normalleştirilmeye çalışılıyor. Oysa gerçek hayat rakamlarla konuşur.
Üç kişilik bir ailenin yalnızca bir aylık faturalarına bakalım:
• Elektrik faturası: 1.475 TL
• Doğalgaz faturası: 3.060 TL
Toplamda 4.500 TL’ye yakın bir enerji giderinden söz ediyoruz. Bu rakam, asgari ücretle ya da sabit gelirle geçinen bir aile için artık bir “fatura” değil, bir krize dönüşmüş durumda. Kira, gıda, eğitim, ulaşım derken bu yükün altından kalkmak neredeyse imkânsız.
Sorun yalnızca yüksek bedeller de değil. Sorun; habersiz kararlar, geriye dönük uygulamalar ve şeffaf olmayan bilgilendirmeler. Vatandaş, neyi neden ödediğini bilmek istiyor. Ne zaman, hangi şartlarda, hangi tarifeye geçtiğini önceden öğrenmek istiyor. En doğal hakkı bu.
Enerji, lüks değildir. Elektrik de doğalgaz da temel ihtiyaçtır. Temel ihtiyaçlar üzerinden bu denli ağır bir yük oluşturmak, toplumda sessiz ama derin bir huzursuzluk yaratır.
Bugün faturalara itiraz edenler, yarın sadece faturalara değil; bu düzenin kendisine itiraz etmeye başlar. Yetkililerin artık rakamlarla değil, insanların gerçek hayatlarıyla yüzleşmesi gerekiyor.
Çünkü bu faturalar sadece sayaçları değil, umutları da yakıyor.